a dog - Turc Anglais Dictionnaire

a dog

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "a dog" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 4 résultat(s)

Anglais Turc
Modern Slang
a dog n. birinden çabuk sıkılıp başkalarının peşine düşen kimse
a dog n. gözü dışarıda kimse
a dog n. evde ve yatakta vakit geçirmeyi seven kimse
a dog n. seks düşkünü kimse

Sens de "a dog" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
a dead dog n. kullanışsız, değersiz şey
lead someone a dog’s life v. hayatını zindan etmek
lead somebody a dog's life v. dünyayı zindan etmek
lead a dog's life v. dünya zindan olmak
not to have a dog's chance v. hiç şansı olmamak
have a dog's chance v. eşek şansı olmak
lead somebody a dog's life v. süründürmek
lead a dog's life v. çok sıkıntı çekmek
lead a dog's life v. sürünmek
lead a cat and dog life v. (eşler/karı koca) geçinememek
be as sick as a dog v. yataklara düşmek
be as sick as a dog v. yatak döşek hasta olmak
be as sick as a dog v. çok hasta olmak
take the dog for a walk v. köpeği gezintiye çıkarmak
keep a dog v. köpek beslemek
have a dog v. köpek beslemek
give a treat to a dog v. köpeğe ödül maması vermek
stink like a dog v. köpek gibi kokmak
put a leash on the dog v. köpeğe tasma takmak
take the dog for a walk v. köpeği yürüyüşe çıkarmak
take the dog for a walk v. köpeği yürüyüşe çıkartmak
put the dog on a leash v. köpeğe tasma takmak/bağlamak
break up a dog fight v. kavga eden köpekleri ayırmak
stroke a dog v. köpek sevmek
adopt a dog v. köpek sahiplenmek
take the dog for a walk v. köpeği gezdirmek
take the dog for a walk v. köpeği yürüyüşe çıkarmak
like a dog adv. köpek gibi
as a dog adv. çok (hasta)
a dog attacked me expr. bir köpek saldırdı bana
a dog attacked me expr. bana bir köpe saldırdı
a dog's chance expr. hiç şans yok
Phrases
on the internet, nobody knows you're a dog expr. internette kimin ne olduğunu bilemezsin
it is easy to find a stick to beat a dog expr. sahipsiz/korumasız kişileri ezmek kolay
it is easy to find a stick to beat a dog expr. savunmasız birine/bir şeye saldırmak kolay
on the Internet, nobody knows you're a dog expr. internette kimse senin kim olduğunu bilmez
Proverb
a living dog is better than a dead lion aslanın ölüsünden tilkinin dirisi yeğdir
if a dog's prayers were answered, bones would rain from the sky köpeğin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı
a barking dog never bites havlayan köpek ısırmaz
better be the head of a dog than the tail of a lion ata kuyruk olmaktansa fareye baş olmak yeğdir
you can not teach an old dog a new trick kırk yıllık kani olur mu yani
you can not teach an old dog a new trick can çıkar huy çıkmaz
you can not teach an old dog a new trick huylu huyundan vazgeçmez
why keep a dog and bark yourself? (para verip tuttuğun) başka birisi varken sen niye yapasın?
why keep a dog and bark yourself? maşa varken ateşi elinle tutmak niye?
give a dog a bad name and hang him adımız çıkmış bir kere ne yapsak nafile
give a dog a bad name and hang him adımız çıkmış dokuza inmez sekize
a live dog is better than a dead lion tilkinin dirisi, aslanın ölüsünden yeğdir
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly demir ıslanmaz deli uslanmaz
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly köpeğin ahmağı uslanmaz
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly delinin işine akıl erdirilmez
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly delinin işi akıl havsala almaz
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly sokma akıl sekiz adım gider
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly akıl terelelli olunca söz fayda etmez
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly delinin işi akıl karı değildir
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly tatsız aşa su neylesin akılsız başa söz neylesin
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly akıl olmayınca başta ne kuruda biter ne yaşta
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly koyma akıl akıl olmaz
a dog who brings a bone, will carry a bone başkasından sana laf getiren senden de başkasına laf götürür
a dog that'll bring a bone will carry a bone sana laf taşıyan senden de laf götürür
a dog who brings a bone, will carry a bone sana laf taşıyan senden de laf götürür
a dog that'll bring a bone will carry a bone sana söz getiren senden de söz götürür
a dog that'll bring a bone will carry a bone birisi hakkında sana dedikodu yapan senin hakkında da başkasına dedikodu yapar
a dog that'll bring a bone will carry a bone sana laf getiren senden laf götürür
a dog who brings a bone, will carry a bone sana söz getiren senden de söz götürür
a dog who brings a bone, will carry a bone birisi hakkında sana dedikodu yapan senin hakkında da başkasına dedikodu yapar
a dog that'll bring a bone will carry a bone başkasından sana laf getiren senden de başkasına laf götürür
a dog who brings a bone, will carry a bone sana laf getiren senden laf götürür
it is easy to find a stick to beat a dog alçacık eşeğe herkes biner
it is easy to find a stick to beat a dog alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay
a dog that'll bring a bone will carry a bone sana başkalarının dedikodusunu yapan bir gün senin de dedikodunu yapar
a dog that'll bring a bone will carry a bone laf getiren laf götürür
a dog that'll bring a bone will carry a bone sana laf taşıyan senden de laf taşır
a dog that'll bring a bone will carry a bone sana başkasını çekiştiren seni de başkasına çekiştirir
a hit dog will holler yarası olan gocunur
it is easy to find a stick to beat a dog köpeğini dövmek isteyene sopa bulmak kolay
it is easy to find a stick to beat a dog sert bir eylemi haklı çıkarmak için bahane bulmak kolaydır
better be the head of a dog than the tail of a lion bir boğanın kuyruğu olmaktansa bir tavuğun başı ol
better be the head of a dog than the tail of a lion daha mütevazı da olsa kendi işinin patronu olmak, başkasının yanında çalışmaktan daha iyidir
better be the head of a dog than the tail of a lion öküz ayağı olmaktansa buzağı başı olmak yeğdir
(it's) better to be a live dog than a dead lion yaşayan bir korkak olmak ölü bir kahraman olmaktan iyidir
(it's) better to be a live dog than a dead lion yaşayan bir köpek ölü bir aslandan iyidir
a barking dog seldom bites havlayan köpek ısırmaz
Colloquial
(as) sick as a dog n. ayakta duramayacak kadar hasta
a shaggy dog story n. bayat şaka
a dog-eat-dog world n. kurtlar sofrasına dönmüş dünya
go to see a man about a dog n. bir yere kadar gidiyorum anlamında söylenen bir söz
a dog's age n. yıllar yıllar
a dog's age n. yıllar
a dog's age n. çok uzun zaman
done up like a dog's dinner adj. rüküş
dressed up like a dog's dinner adj. rüküş
in a dog's age adv. çok uzun zaman
in a dog's age adv. epeydir
in a dog's age adv. yıllar yıllar
in a dog's age adv. asırlardır
in a dog's age adv. yıllar
(as) sick as a dog expr. çok hasta
a dog is a man's best friend expr. köpek insanın en iyi dostudur
meaner than a junkyard dog expr. kavgaya hazır
meaner than a junkyard dog with fourteen sucking pups expr. kavgacı
meaner than a junkyard dog expr. kavgacı
meaner than a junkyard dog with fourteen sucking pups expr. kavgaya hazır
done up like a dog's dinner expr. kılıksız
dressed up like a dog's dinner expr. kılıksız
there's a good dog expr. aferin köpeğime
like a dog's dinner expr. giyimi kuşamı yerinde
like a dog's dinner expr. gösterişli giyinmiş
Idioms
a gay dog n. çapkın adam
a hair of the dog n. cila çekme (içki)
a bird dog n. av köpeği
a gun dog n. av köpeği
a dog's dinner n. çok kötü
a dog's breakfast n. çok kötü
a dog's age n. çok uzun zaman
a dog's age n. asırlar
a dog's age n. epeydir
a dog's age n. yıllardır
a whole team and the dog under the wagon n. elinden her iş gelen kimse
a whole team and the dog under the wagon n. on parmağında on marifet kimse
a whole team and the dog under the wagon n. olağanüstü kabiliyetli kimse
a whole team and the dog under the wagon n. mahir
a whole team and the dog under the wagon n. üstün yetenekli kimse
a dog's breakfast n. dağınıklık
a dog's breakfast n. çıfıt çarşısı
a dog's life n. perişan şartlar
a dog's life n. haksız muameleye maruz kalınan bir hayat
a dog and pony show [us] n. içeriği pek gerçek olmayan ve insanların ilgisini çekmek için yapılan karmaşık sunum/gösteri
a dog's dinner n. rezil şey
a dog and pony show [us] n. satış sunumu
a dog's life n. sefil bir yaşam
a dog and pony show [us] n. basit/ucuz bir gösteri
a dog in the manger n. kendi yapamadığını/yaşayamadığını başkasına da yaptırmayan/yaşatmayan kimse
a dog and pony show [us] n. göz boyamak amacıyla yapılan şov
a dog's breakfast n. alt üst olmuş şey
a dog and pony show [us] n. insanların dikkatini çekmek için yapılan gösteri/sunum
a dog in the manger n. ne yer ne yedirir
a dog and pony show [us] n. birini bir şeyi almaya ikna etmek için yapılan sunum
a dog's life n. zavallı/berbat bir durum
a dog and pony show [us] n. pazarlama sunumu
a dog in the manger n. ne yer ne yedirir kişi
a dog's breakfast n. rezil şey
a dog's dinner n. dağınıklık
a dog's life n. içler acısı bir durum
a dog's life n. zor bir yaşam
a dog's life n. mutsuz bir yaşam
a dog's life n. sıkıcı/zevksiz bir hayat
a dog's dinner n. alt üst olmuş şey
a dog's life n. acınası bir yaşam
a dog's dinner n. karmakarışık şey